İSTANBUL BELEDİYE BAŞKAN ADAYI DOĞAN DUMAN, GÜNEŞLİ KUZEY KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ’NİN PROGRAMINA KATILDI.

ÇDP Genel Başkanı Faruk Arslandok ve İstanbul Belediye Başkan Adayı Doğan Duman ile Parti Meclisi üyelerinden oluşan bir heyet, Güneşli Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği’nin kahvaltılı programına katıldı.

13 Ocak 2018 Pazar günü gerçekleştirilen programda ÇDP heyetini, Dernek Başkanı Vedat Akdaş ve Yönetim Kurulu üyeleri ağırladı.

Kahvaltı sonrası gerçekleşen toplantıda heyet adına açış konuşmasını ÇDP Genel Başkanı Faruk Arslandok yaptı.

Arslandok, ÇDP olarak Güneşli Derneği’ne Aralık ayı başında yaptıkları ziyarette İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylarının henüz netleşmemiş olduğunu hatırlatarak, “Bugün ise netleşmiş bir isimle geliyoruz” dedi.  ÇDP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Avukat Doğan Duman olarak belirlendiğini söyleyen Arslandok, “Doğan Duman arkadaşımız kendi alanında başarılı ve bilinen bir hukukçu olmasının yanı sıra, Çerkes STK’ların da uzun yıllardır görev üstlenmekten kaçınmamamış duyarlı bir arkadaşımızdır” dedi.  Girdiği bu zorlu yarışı herkesin göze alamayacağını söyleyen Arslandok, kendisinin bu özveriyi göstererek üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını söyledi. “Şimdi ise bizlerin üzerimize düşen görevi yerine getirmememiz ve Doğan Duman’a destek olmamız gerekiyor” diyen Arslandok 31 Mart seçimlerinde herkesin etrafını da harekete geçirerek Doğan Duman’a sahip çıkmasını istedi.

Daha sonra söz alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı bağımsız adayı Doğan Duman, “Ne kadar birlikteysek, büyüklüğümüz o kadar görünür olur. Bir arada olmazsak ise 80 milyonun içinde kayboluruz ve kimse de bizi fark etmez” dedi. Böyle bir handikapı yaşamak istemeyenlerin kendi ayaklarının üzerine kalkıp “biz de varız” demesi gerektiğini söyleyen Doğan Duman, “Yoksa kimse sizi görmez ve ‘bu toplumun içinde Çerkesler de varmış, Lazlar da varmış, onların da hakları olması lazım, onların da söyleyecek sözü vardır’ demez.”  dedi. Duman geçmişte yaşananların bunu zaten açık bir şekilde gösterdiğini söyleyerek şöyle devam etti:

“Örgütlü ve birlikteyseniz, içinde bulunduğunuz toplum size daha fazla saygı gösterir. Türkiye toplumunun bize sevgisi var. Bizim güzel hasletlerimizi bilenler bizi zaten seviyor. Ama bu hasletlerimizi kısıtlı bir kesime değil, bütün topluma göstermememiz, yani görünür olmamız lazım. Bunun yollarından biri elbette derneklerimiz ve sivil toplum örgütlenmelerimizdir. Ama bir taraftan siyasal olarak örgütlenmek, siyaset sahnesinde yer almak da gerekiyor.”

Konuşmasında Çerkesleri örnek veren ve bu topraklarda en az 200 yıllık bir geçmişi olduğunu söyleyen Doğan Duman, Çerkeslerin Osmanlı’da ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli görevler yerine getirdiğini söyledi. Çerkeslerin bu toprakları vatan olarak kabul ettiğini söyleyen Doğan Duman, bunun için can verip, kanlarını döktüklerini hatırlattı. Geçmişte bu gerçeklerin inkar edilerek insanların mensubiyetlerinden utandırılmak istendiğini ama artık gerçek tarihin yazılarak bu hakkın teslim edildiğini ifade eden Duman, “Bu cumhuriyeti biz kurduysak sahip de çıkmamız lazım gelir” diyerek şöyle devam etti:

“İlk parlamentoda yer alan 125 mebus arasında 25 Çerkes vekil vardı. O günkü oranı bugüne taşırsak bugün 600 vekil arasında en az 50-60 milletvekiliyle temsil ediliyor olmamız gerekirdi; ama var mı? Yok. Peki niçin? Çünkü biz ortaya çıkmıyor, talip olmuyoruz ki. Evet, kimliğimizle siyasal alana çıkmıyoruz. Bizi asimile etmek isteyenler zaten çıkmamızı istemiyor. Biz de bu tavrımızla aslında onların emellerine hizmet etmiş oluyoruz. Halbuki çoktan ortaya çıkmamız lazımdı.

Belirttiğimiz gibi derneklerimiz yıllardır çalışıyor ve şüphe yok ki önemli bir misyon da yerine getiriyorlar. Ancak bu yeterli değil. Çalışma alanlarımızı daha da geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü sivil toplum kuruluşlarının yapabileceklerinin bir sınırı var. Derneklerin ürettiği politikalar bir noktaya gelince tıkanıyor. Çünkü yeri geliyor yasa değişikliği gerektiren bir talebimiz olabiliyor. Örneğin anavatana  kolayca gidip gelmeyi isteyen pek çok kardeşimiz var. Bunun kolaylaşması için bir yasa değişikliği yapmak gerekiyor. Veya parlamentoda ele alınması gereken başka konular olabiliyor, bunların hayata geçirilmesi için içeride olmak, bunları siyasi platformda takip etmek gerekiyor. Derneklerimizin yapısı ise böyle bir çalışma sürdürmeye uygun değil. Denilebilir ki diğer partilerde bulunan kardeşlerimiz meselelerimize sahip çıkar. Öyle değil işte arkadaşlar, çıkamazlar. Çünkü onların bu konuya ağırlıklarını koymaları mümkün değil. Çünkü bağlı oldukları partilerin tüzükleri onlara bir sınır çiziyor. İleri giderlerse partileriyle ters düşerler.

Ayrıca sadece bu da değil. Biz kültürümüzden gelen kardeşliği de meclise taşıyacağız. Bizim kültürümüzde masaların üzerine çıkıp birbirine saldırmak, kavga etmek yoktur. Bizim varlığımız ülkeye ancak barış ve kardeşlik vaat eder. Bazılarının evhamlandığı gibi varlığımızı ortaya koymak ülkeyi bölmez, aksine birleştirir. Ülkemizin de en çok buna ihtiyacı var. Çünkü Türkiye farklılıklarıyla bir arada olmak zorunda. Çerkesler Cumhuriyetin ilk yıllarındaki gibi yine bu ülkenin harcı olma vazifesini üstlenecektir. Onun için, parlamentoda bizim kültürümüzü yansıtacak insanların mutlaka olması lazım. Keşke 50-60 yıl önce yola çıksaydık ve bugün belli bir noktaya gelmiş olsaydık. Yersiz korkular yüzünden çok geç kaldık. Ama bugün artık yola çıkmış bulunuyoruz. Bunun kıymetini bilelim. Ben bu partiyi kurarak başlangıç adımını atanlara, kuruculara çok teşekkür ediyorum.”

Anadillerin sahip çıkılması durumunda ancak yaşayacağını söyleyen Doğan Duman, duyarlı davranılmazsa da kaybolacağını söyledi. Her toplumun kendi anadiline sahip çıkması halinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da ona sahip çıkacağından emin olduğunu söyleyen Doğan Duman, “Bundan korkmamak lazım. Bizim geldiğimiz Osmanlı çoğulcu bir toplumdu. Her din ve dile yer vardı. Bugün Türkiye Cumhuriyeti de Osmanlının devamıdır. Oradaki çoğulculuk elbette ki buraya da yansıyacaktır ve yansımalıdır da. Bizim renklerimiz de bu ülkede görünür olmalı. Bunda ne kötülük olabilir ki” dedi.

ÇDP’nin 2015 yılında önemli bir seçim deneyimi yaşadığını söyleyen Duman bundan ders çıkarmak gerektiğini söyledi. Kayseri’de aday olan Emine Sezgin’in ciddi miktarda oy alarak sonraki iki dönemde bir Çerkes adayın Meclise girmesine vesile olduğunu söyleyen Doğan Duman, “Çerkes köyleri o seçimde adayına sahip çıktı da bu sonuç doğdu. Demek ki doğru mesaj verirseniz toplum sizi bağrına basıyor. Nitekim orada da bastı. İşte bunu ülke sathına yaymalıyız. Yok oluş potasında kaybolmamak için gelin bu harekete can verelim! Bunu derken biz politikayı bir ikbal vasıtası olarak görmüyoruz. Girdiğimiz bu seçimin sonucunun ne olacağını da iyi biliyoruz. Bize bir ikbal sağlamaz. Bizim tek hedefimiz var, o da içinde bulunduğumuz topluma “biz de varız “ mesajını verebilmek. 

Peki niçin İstanbul’u seçtik? Çünkü Türkiye’nin beşte biri burada yaşıyor. İstanbul dünyada en büyük Çerkes nüfusun yaşadığı şehirdir. Kendimizi burada gösterebiliriz ve Türkiye’deki fotoğrafımız burada ortaya çıkabilir. Biliyorsunuz Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığında, milletvekili seçimlerinde olduğu gibi İstanbul üç bölgeye bölünmüyor. İstanbul’un tamamı aynı kişiye oy verebiliyor. Bu avantaj. Böylece alınan oylar fikir verici olabilir. Ayrıca bu seçimde başka partiye gönül bağı olanlar kendi partilerine de oy verebilirler. Biz verilecek 5 oydan sadece birini, Büyükşehir Belediye Başkanlığı için olanı istiyoruz. Diğer dört oyu isteyen istediği partiye versin. Biz diyoruz ki “beş oydan birini kendinize verin”. Bu yolla görünür bir sayı ortaya çıkarsa diğer partilerdeki kardeşlerimiz de kendi meselelerini dillendirirken daha cesaretli olacaklardır. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi tamamlarken, hepinizin desteğinizi bekliyoruz. İnşallah birlikte başarırız.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir