ÇDP’NİN DOĞAN DUMAN’A DESTEK İÇİN DÜZENLEDİĞİ GECE BAŞARIYLA YAPILDI

Çoğulcu Demokrasi Partisi’nce, İstanbul Büyükşehir Bağımsız Belediye Başkan Adayı Doğan Duman’a destek amacıyla Beylikdüzü ilçesinde düzenlenen gece partiye yeni katılımlarla coşkuyla tamamlandı. Geceye Şapsığ bölgesi Adigelerinin lideri Thamate Ruslan Ğuaşe de onur konuğu olarak katıldı.

Programın sunumunu televizyon programcısı ve sunucu Billur Aktürk gerçekleştirdi. Aktürk’ün, “Saygıdeğer büyüklerim, Sevgili küçüklerim, Kıymetli Genel Başkanım ve değerli Belediye Başkan adayımız! Hanımefendiler, beyefendiler!

Bu demokrasi mücadelemizde bizleri destekleyen, bu toplantımıza katılarak bizleri onurlandıran, Türkiye’nin ileri demokrasiye sahip bir ülke olması yolunda mücadele veren Türkiye’nin demokrat insanları!

ÇOĞULCU DEMOKRASİ PARTİSİ’nin düzenlemiş olduğu İstanbul Bağımsız Belediye Başkan adayımız DOĞAN DUMAN’la dayanışma gecesine hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz!” sözleriyle başlattığı program, Thamate Bahattin Zabun’un yaptığı Adigece dua ile start aldı.

Zabun’un duasını tamamlamasından sonra kürsüye Genel Başkan Faruk Arslandok geldi.

Aktürk’ün sözlerine atıf yaparak, “Evet, ifade edildiği gibi demokrasi mücadelesi için yola çıktık” diyen Arslandok, bir ülkede demokrasinin olabilmesi için, ülkede yaşayan tüm halkların kendilerini ifade edebilmeleri ve sorunlarını siyasetin konusu yapabilmeleri gerektiğini söyledi. Çerkes toplumunun ülkede siyasi bir varlık olarak görülmediğini ifade eden Arslandok, “Bunu bize Türkiye’nin kuruluşundan sonraki 80 yıllık siyasi tarihi göstermiştir. Türkiye’nin parlamentosunda muhtelif partilerin içerisinde yer alıyor olmalarına rağmen Çerkesler, çok önemli sorunları olan asimilasyonu hiçbir şekilde gündeme getirecek vasatı bulamamışlardır.Asimilasyon ise çok acımasız bir şekilde hükmünü icra etmiş, etmektedir. Nitekim bugün Çerkesler artık dillerini, kimliklerini, kültürlerini kaybetme noktasına gelmişlerdir. Eğer 20 yıl, 30 yıl daha siyasi bir varlık gösteremeden bu şekilde devam edilirrse Türkiye’deki varlıklarını önemli ölçüde kaybedeceklerini söyleyebiliriz” diyerek sonrasında şöyle devam etti:

“Peki bu durumda ne yapmak gerekiyor? Cumhuriyet tarihi boyunca izlediğimiz siyasi yolun Çerkeslerin temel sorunlarına çare olmadığını gördük. Bu temel sorunları Çerkeslerin kendilerinin, kendi siyasi aktörleri ile siyasetin gündemine taşımaları gerekmektedir. Onun için ÇDP ortaya çıkmış ve ilk defa 2015 yılındaki genel seçimlere katılarak siyasete adımını atmıştır. O seçimlerde 9 bağımsız milletvekili adayıyla varlık göstermiştir. O tarihte aldığı oy miktarı bazı kesimlerce kayda değer görülmeyebilir; ancak biz meydana getirdiği etkinin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bu dönemde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığını bu sürecin en önemli parçalarından birisi olarak görüyoruz. Seçim ortamı varlık gösterme, bir güç olduğunu ortaya koymak için önemli bir fırsattır. Biz de bunu değerlendiriyoruz. Bu seçimde de Türkiye’de en çok Çerkesin yaşamakta olduğu İstanbul’da bir aday göstermenin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Yani var olduğumuzu, bir güç olduğumuzu ortaya koyabilmek için bu çıkışın zorunlu olduğunu düşünüyoruz; bunun için bu yola çıktık. Şimdi sizlerden buna kuvvetli bir destek bekliyorum. Çünkü bu aynı zamanda Çoğulcu Demokrasi Partisi’nin inşa sürecidir. Çünkü örgütlü olarak bir siyasi mücadele yürütmezsek bizim bireysel olarak yapacağımız girişimler, diğer partilerin içinde yer alıyor olmamız, istediğimiz sonuçları ortaya çıkartmayacaktır. ÇDP onun için öncelikle Çerkes halkının güç vermesini arzuluyor. Üreten, katkı verebilecek insanların partinin içinde yer almasını ve partinin faaliyetlerini büyütmelerini arzu ediyoruz. Bizim partimiz her ne kadar Çerkesler üzerinden kurulmuşsa da, kapısı bizim gibi temsiliyet sorunu yaşayan diğer küçük topluluklara da açıktır tabii ki. Partiyi onların da sorunlarını dillendirecek bir noktaya taşımayı düşünüyoruz. Ve bu seçim çalışmaları kapsamında herkesin bu mesajı çevresine yaymasını, partiyi büyütmek için destek vermesini talep ediyor, katılan herkese teşekkür ediyorum.”.

Faruk Arslandok’un ardından Adige sanatçı Şahin Arıkan söylediği şarkılarla geceye renk kattı.

Arıkan’ın ardından İstanbul Belediye Başkan adayı Doğan Duman kürsüye geldi.

“Sayın büyüklerim, sevgili gençler ve küçüklerim, hanımefendiler, beyefendiler! Böyle bir geceye katıldığınız için hoş geldiniz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum” diyerek söze başlayan Doğan Duman,  “Böyle anlamlı bir yola çıkmamızın önemli istasyonları var” dedikten sonra şöyle devam etti:

“Kafkasyalıların, Çerkeslerin hikayesi çok uzun yıllara dayanıyor. Bazılarımız bilmeyebilir fakat aslında belki de 1000 yıldır bu topraklardayız, Kafkasların tarihini bilenler, Hattileri bilenler Kafkasyalıların bu topraklara yabancı olmadığını da çok iyi bilirler. Burası da bizim vatanımızdır. Biz 160 yıl kadar önce sona eren ve 300 yıldan fazla sürdürdüğümüz anavatanımızı koruma savaşını kaybettikten sonra sürgünle bir kez daha bu topraklara geldik. Toraklarımızdan kopartıldık ve Osmanlı topraklarına geldik. Vatan kaybetmenin ne olduğunu bilen Kafkaslılar, burayı vatan olarak bellediler. O yüzden kimse bizi kiracı gibi görmesin ve göstermesin. Biz buranın ev sahibiyiz. Osmanlı’da da vardık, Cumhuriyetin kuruluşunda da vardık… Yani bu coğrafyanın dünün de vardık, bugünün de varız, yarınında da olacağız.

Cumhuriyetin kuruluşunda bu toprakları emperyalist işgaline karşı korumak için ilk silahına sarılan Çerkeslere, Çerkes Etheme ve Kuvayı Milliyecilere buradan selam gönderiyoruz. Onların koruyuculuğunda kurulan Ankara Meclisimize de selam olsun.  125 kişilik ilk Mecliste yer alan 25 Kafkaslı vekile de buradan selam olsun. Bu ne demek? Demek ki biz de bu ülkenin kurucusu imişiz. Onun için, kimse bizi kiracı gibi göstermesin. Bu ülkedeki tüm kimliklerle birlikte bu ülkenin sahibi olmaya, bu ülkeyi beraber inşa etmeye devam edeceğiz.

Bu siyasal mücadelenin en önemli adımlarından biri Çerkeslerin de artık masada olmaya karar vermeleriydi. Masada nasıl olursunuz? Siyasette yoksanız masada da yoksunuz demektir. Mecliste yoksanız siz  hiç yoksunuz demektir. O yüzden, siyasi partimizin örgütlenmesi için canla başla çalışan ve bugünlere getiren bütün kardeşlerime huzurlarınızda can-ı gönülden teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, iyi ki de böyle güzel bir adımı attınız. Çünkü örgütsüz, partisiz siyaset olmaz. Yaşadığımız tarih bize bunu iyi anlattı, öğretti. Eğer partiniz yoksa, siyasal örgütünüz yoksa, siz asla masada olamazsınız. Masada yoksanız zaten mönüdesiniz demektir; bunu sakın unutmayın.

Biz bu ülkede siyaseti bölmek için değil, birleştirmek için yapacağız. Önce Kafkaslıları, kendi içimizdeki çatışmaları, tartışmaları bir kenara bırakarak birleştirmeye çalışacağız. Türkiye’nin en büyük üçüncü topluluğuyuz. 6 milyon civarında bir nüfusumuz var. Eğer biz birleşirsek, birlik olur isek yıkamayacağımız dağ, aşamayacağımız tepe yoktur. Ama bizler önce Kafkaslıların, Çerkeslerin birliğini sağlayacağız. Biz bu ülkenin çoğulcu bir ülke olduğunu biliyoruz. Osmanlı nasıl çoğulcuysa, Türkiye Cumhuriyeti de çoğulcu yapıdadır. Siyasetinin de ona uygun olması lazım. Çerkesler, Türkler, Kürtler, Abhazlar, Çeçenler, Lazlar, Araplar, Arnavutlar, Boşnaklar, Pomaklar… bütün bunlar bu ülkenin güzel renkleridir. Ama ne yazık ki birçoğu temsil dahi edilemiyorlar. Temsil edilemedikleri için de bir çoğunun dili ve kültürü kaybolmaya yüz tutmuş vaziyette. Bu diller kültürler binlerce yılda oluşuyor. Dolayısıyla bu kültürlerin yok olmasına seyirci kalmaya hiçbirimizin hakkı yok. Dedelerimiz Çanakkale’de savaşırken, Kuttül Amare’de savaşırken, Sarıkamış’ta, Kurtuluş savaşında savaşırken Türkçe bilmiyorlardı; şimdi ise anadillerini bilmiyorlar. Bizim atalarımız söz verdi;  anayurdumuzdan çıkarken dilimizi kültürümüzü unutalım diye yola çıkmadılar; dilimizi kaybetmeyelim diye yola çıktılar o vatandan. Ama görüyorum ki asimilasyon canavarı bizi parça parça etmiş. Dedelerimizin bıraktığı o emaneti esas sahiplerine, çocuklarımıza, torunlarımıza veremedik.  O yüzden ben çocuklarımızdan özür diliyorum. Ne yazık ki bugün 100 Çerkesin 20’si, 30’u ancak anadilini konuşuyor.

İşte biz bu sorunları görerek yola çıktık. Siyasal parti deyince hemen akıllara sorular üşüşüyor: “Acaba sol mu?”, “Acaba sağ mı?”, “Acaba hangi ideoloji var?” Hiçbir ideoloji yok. Nasıl derneklerimizde çok değişik görüşlerdeki kardeşlerimizle beraber bu dili ve kültürü muhafaza ettiysek, bugün de aynı düşüncedeyiz.  Bu parti X ya da Y ideolojisine bağlı bir parti değildir. Bu parti dil ve kültürlerimizi yaşatmak için oluşmuş bir partidir; sadece de bizim değil, UNESCO’nun yok olmakta olan diller grubuna girmiş Anadolu topraklarındaki diğer dil ve kültür gruplarını da yaşatmak, onların da sesi olmak için kurulmuş, yola çıkmış bir partidir.

Biz eğer kararların alındığı, Türkiye’nin geleceğinin inşa edildiği parlamento da yoksak gerçekten şu son kuşağı da kaybedeceğiz demektir. Dilimizi de kültürümüzü de kaybedeceğiz.

Bunun bilincinde olarak varlık mücadelesi için yola çıktık. Bunun için dünyanın en güzel kentlerinden biri olan, üç-dört imparatorluğa başkentlik yapmış, 11 milyon seçmeni olan İstanbul’a talip olduk. Elbette hemen ilk etapta 5,5, milyonun oyunu alamayacağımızı biliyoruz. Ama alırsak merak etmeyin khabzemize yakışır bir şekilde bu belediyeyi de, bu İstanbulu da yönetiriz inşallah. Dünyada en fazla Kafkaslı’nın yaşadığı kent Nalçik değil, Maykop değil, Grozni değil, Sohum değildir. Dünyada en fazla Kafkaslı’nın yaşadığı kentİstanbul’dur. Bu kadar Kafkaslının yaşadığı bu kent bizim kentimiz demektir. O zaman bu kentin geleceğinde biz de söz sahibi olmalı, biz de  karar vericilerden olmalıyız. Yani çoğulcu bir İstanbul oluşturmak için böyle bir mücadelenin içinde biz de bulunmalıyız.

Ama bu ilk adım; çoğulcu İstanbul’un arkasından sonra da çoğulcu Türkiye geliyor. 2023 seçimlerine bugünden itibaren hazırlanıyoruz. Çerkesler o parlamentoda yer alacak. Nasıl kuruluş parlamentosunda % 20’ye yakın vekille temsil ediliyorsa, bugün de bizim nüfus oranımıza yakışır bir temsil sağlayacağız. Türkiye’nin geleceğinde, Kafkasya’nın geleceğinde biz de söz sahibi olacağız. Böyle bir mücadele için yola çıktık. Çerkesler siyaseti kavgacı olarak yapmazlar; Çerkesler siyaseti barışçı olarak yaparlar. Bu ülkenin siyasetine barışçı kültürü de getireceğiz, konuşmayı da getireceğiz, diyalaoğu da getireceğiz, uzlaşma kültürünü de getireceğiz.

Bunun için sizlerden bir şey istiyoruz. İstanbul’da her seçmen 5 oy kullanacak. Bu beş oydan dördünü gönlünüzde hangi parti varsa oraya veriniz. Ama büyükşehir belediye başkanlığında oyunuzu bize vermenizi istiyoruz. Büyükşehir belediye başkanlığında sloganımız “Ne Binali, ne İmam; adayımız Doğan Duman!” diyoruz.

Bu geceye katılarak bizleri onurlandırdığınız için, bundan sonra yürüteceğiniz mücadelede de bizlere destek olacağınız için hepinize çok çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, birlikte mücadeleye devam diyorum. Evet birlikteysek güçlüyüz!”

Konuşmasını tamamlayan Duman, daha sonra kent sorunlarıyla ilgili yöneltilen soruları cevaplandırdı.

Doğan’ın konuşmasını tamamlamasından sonra Memet Yıldız-Kamuran Çolak-Ergüner Yavuz sahne alarak Adigece şarkılar seslendirdiler. Misafirlerinde danslarıyla katkıda bulunduğu bölüm katılımcıları neşelendirdi.

Ardından Şapsığ bölgesi halk lideri Ruslan Ğuaşe kürsüye davet edildi. Yılmaz Dönmez’in tercümnlığıyla mesajını aktaran Ruslan Ğuaşe, “Hepinize gözlerinizin içine bakarak saygılarımı sevgilerimi sunuyorum. Birliğimiz kardeşliğimiz daim olsun diye dua ediyorum” sözleriyle konuşmasına başladı. “Bugün burada gördüklerimi anlatmaya yüreğim yetmez. Demokrasiye atılan adımı gördük. Burada yaşadığımız duyguları anlatmak mümkün değil, bu deneyim bizim için bu çok değerli. Dilim bunları anlatamıyor.” dedikten sonra şöyle devam  etti:

“Bugün Çerkeslerin kimlik bilinci için bir adım atıldı ve ortaya çıkıldı, bunu bütün dünya görüyor. Benim geldiğim bölgede bir tek kişi yok ki Doğan’ı desteklemesin, kalbi onun için titremesin. Gelirken bazı Kabardey yaşlıları ile görüştüm, onlar da sıcak selamlarını gönderdiler.

Karaçay Çerkes Bölgesi’nden Yaşlılar Meclisi Başkanı Boris Davur başta olmak üzere tüm Karaçay bölgesinin de selam ve saygılarını getirdim. “Bizim adımıza da en güzel dilek ve temennilerimizi ilet” dediler. Ben buraya kimseye akıl vermeye, kimseyi eğitmeye gelmedim. Bir Adige olarak yüreğimin sesini dinleyerek geldim. Doğan Duman’ın yanında durmam gerektiğini düşündüğüm için geldim. Çünkü Doğan Duman, ataları için, atalarının doğduğu topraklar için, bizim için yola çıktı; bunu biliyoruz. Ben de kendisini desteklemeye geldim. Ülkenizin size sunduğu demokratik hakları kullanarak böyle bir yola çıktınız, bilin ki başımla, gönlümle, gövdemle yanınızdayım.

Bütün anavatan Çoğulcu Demokrasi Partisi’ni biliyor ve ona saygı duyuyor. Artık zaman geldi, vakti geldi diye ortaya çıktığınız için hepsi müteşekkirler.

İstanbul’daki bütün halklara sesleniyorum! Milyonlarla ifade edilen Çerkeslere sesleniyorum!…

Bizim kimseye bir zararımız dokunmaz, faydamız dokunur. Onun için Doğan Duman’ı desteklemenizi istiyorum. Bugün kim ortaya çıktı? Doğan Duman. Bu büyük bir cesaret örneği. O bir yiğitliktir.! O bir vicdan meselesidir. İşte bu duygulardır Adigeyi Adige yapan. Biz hiç kimseyi kandırmadık. Hiç kimseyi yarı yolda bırakmadık. Allah onun yolunu açık etsin. Her zaman yanındayız, yanında da olmaya devam edeceğiz.”

Bilahare sahneye çıkan Yılmaz Dönmez Adigece olarak “Bekle bizi anne” isimli şiirini sundu.

Şiirini tamamlamasından sonra salondakilere seslenen Dönmez, “Hayatınız boyunca kullanacağınız en önemli oy 31 Mart’ta vereceğiniz oydur” dedi. Doğan Duman’ın kendisi için değil, halkı için bu yola çıktığını söyleyen Dönmez, sözlerini şöyle tamamladı: “Doğan Duman’a vereceğimiz bir oyu asşında çocuklarımızın geleceğine vereceğiz, anadilimize vereceğiz, kültürümüze vereceğiz, anavatanımıza vereceğiz. Kısaca hayatımızdaki en önemli oyu bu sene kullanma fırsatı yakaladık diyebiliriz; lütfen bu fırsatı kaçırmayalım. Duymayanlara duyuralım, Doğan Duman’a geleceğimiz, çocuklarımız ve şerefimiz için oy veriyoruz.”

Şiirin okunmasında sonra partiye katılım töreni düzenlendi. 25 kişi rozetlerini takarak ÇDP’ye katıldı. Katılımcılara rozetlerini Faruk Arslandok, Doğan Duman ve Günsel avcı taktılar. Bu esnada bir konuşma yapan Genel Başkan Faruk Arslandok, partinin inşa sürecinde olduğunu, bu nedenle parti üyeliğini çok önemsediklerini belirtti. “Gittiğimiz toplantılarda sürekli partiye yeni üye katılımını teşvik ettik, ciddi bir geri dönüş gördük. Üye sayımız mevcudun 4-5 katına çıktı. Bu devam da ediyor, seçim sürecinden sonra da bunu sürdüreceğiz” diyen Arslandok sözlerini şöyle tamamladı: “Bu akşam da bu çok değerli kardeşlerimiz partiye katıldı. Hepsini kutluyor ve gururla rozetlerini takdim ediyorum.”                          .  

Arslandok, Thamate Bahaddin Zabun ve Ruslan Guaşe’ye de birer adet fahri üyelik rozeti taktı.

Program gece boyunca devam eden Kafkas dansları ile coşkulu bir şekilde tamamlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir