ÇDP, BURSA’DA STK’LAR ve HALKIMIZLA BULUŞTU

ÇDP Bursa İl Temsilcisi Nasır Yıldız’ın 15 Temmuz 2018 Pazar Günü Bursa’da Ördekli Kültür Merkezi’nde organize ettiği toplantıya, ÇDP heyetinde Genel Başkan Faruk Arslandok ile birlikte Parti Meclisi ve Merkez Yürütme Kurulu Üyeleri ile İstanbul İl ve İlçe Başkanları katıldı.

Bursa’daki sivil toplum kuruluşlarımızdan Bursa Kafkas Dil ve Kültür Derneği Başkanı Bekir Parlak, Kafkas Sanayici ve İş adamları Derneği Başkanı Aydın İlhan, Bursa Abhaz Kültür Derneği Başkanı Yılmaz Marşan, İnegöl  Çerkes Adige Kültür Derneği Başkanı Şevket Coşkun, İnegöl Abhaz Kültür Derneği Başkanı Ercan Akar, Karacabey kuzey Kafkas Kültür Derneği Başkanı Serkan Kaya ile birlikte 30 kadar soydaşımız toplantıya katıldı.

ÇDP Bursa İl Temsilcisi Nasır Yıldız’ın katılanlara teşekkürü ve bir yıl içinde görüşmüş olduğu 400 den fazla kişinin % 70 inden Türkiye’de ÇDP’ye ihtiyaç olduğu yorumunu almaktan duyduğu mutluluğu belirten sözleri ile başlayan  toplantı, aşağıdaki konuşmalar ile devam etti:

FARUK ARSLANDOK: “Hoşgeldiniz. Geldiğiniz için teşekkür ederiz. Bu toplantıyı düzenleyen Sayın Nasır Yıldız Beye çok teşekkür ediyorum.

Biz STK’larımızla ve siyasetin hedefinde olan halkımızla bir araya gelmeyi önemsiyoruz.

ÇDP çok imkanı olan bir parti değil. Bu nedenle böyle bir yol izliyor, soydaşlarımızın olduğu yerlere giderek kendimizi tanıtmaya çalışıyoruz. Bir araya geldiğimiz dostlarla  karşılıklı görüş alışverişinde bulunuyoruz.

ÇDP’yi birçoğunuzun tanıdığını ve çalışmalarımızı takip ettiğinizi biliyorum. Yine de hatırlatma ve tanımayanları bilgilendirme amacı ile bazı açıklamalar  yapmak istiyorum.

ÇDP’yi kurma amacımız, dünyada en yüksek nüfusla Türkiye’de yaşayan Çerkesleri ve Çerkesler gibi özgün kültürü olan diğer halkları siyasi alanda görünür kılmak, Türkiye siyasetinde kendi kimlikleriyle yer almalarını sağlamak, atalarımızdan miras aldığımız özgün kültürümüzü, dilimizi, özetle kimliğimizi korumak ve geleceğe taşıyabilmek için, demokratik bir hak olarak, devletin desteğini sağlamaktı.

Partinin kuruluşundan önce  Çerkes Hakları İnisiyatifi (ÇHİ) adı altında  Türkiye’de Çerkeslerin görünür olmasını sağlayacak mitingler yaptık. O sıralar  diğer toplumlar için devlet tarafından çalıştaylar yapılıyordu fakat Çerkesler için yapılmadı. Biz de kendi çalıştayımızı yaptık. Düzenlediğimiz çalıştaya katılan  siyasilerin, akademisyenlerin, gazetecilerin bizleri  tanımadıklarını tespit ettik. Çalıştayda Çerkeslerin demokratik bir üslupla taleplerini dile getirmelerini katılımcılar yadırgamadılar. Çalıştaydan sonra  Çerkeslerin sorunlarını ve taleplerini bir dosya halinde  parlamentodaki partilere sunduk.

Daha sonra Çoğulcu Demokrasi Hareketi  (ÇDH) adı altında bir yıl kadar Türkiye genelinde çeşitli illerde toplumun nabzını tutan ziyaretler yaptık.  Bu dönem parti kurmaya hazırlık dönemiydi. 2014 Ağustos’unda da resmi olarak partiyi kurduk.

7 Haziran 2015  genel seçimlerine bağımsız milletvekilleri ile katılma kararı aldıktan sonra,

Çerkeslerin  yoğun yaşadıkları illerde bağımsız MV adayı olacak kişilerin arayışı içine girdik.

Fakat Eskişehir ve Bursa dışında aday bulamayınca, İstanbul, Ankara, Kayseri, Samsun, Düzce adaylarını partinin kurucu üyeleri arasından belirledik. Bu seçimde toplam 14.500 kadar oy aldık. Bu oy sayısı Türkiye’deki seçmen nüfusuna göre az bir sayı ama bizim baktığımız yerden bakılırsa önemli bir sonuç. Zira, Türkiye’deki tüm STK’larımızın toplam üye sayısından daha fazla bir sayı. Aslında her bir STK’mızda aktif üye sayısı 200- 300 kişiyi geçmiyor ne yazık ki.

Türkiye’de 6 milyon dolayında Çerkes olduğunu biliyoruz. Bu nüfusun % 10’unu hedef alsak  500-600 kişi eder. Bu Türk siyasetinde çok önemli bir rakam. Son cumhurbaşkanlığı seçiminde gördük ki, parti ittifaklarında 326.000, 259.000, 98.000 gibi oy potansiyeli olan partiler,  kilit parti durumundaydı. Ve bunlar Türkiye genelinde siyaseti etkiliyorlar.

Türkiye’de % 50’nin üzerine koyulacak + 1 oy bile önemli. Bazıları bundan sonra Türkiye’de siyasetin Amerika’da olduğu gibi iki partili bir sisteme dönüşeceği, küçük partilerin tasfiye olacağı görüşündeler. Benim görüşüm, İleride Türkiye siyasetinin iki partili sistemden ziyade iki bloklu bir sistem olacağı yönündedir. İktidar olmak için % 50 + 1 oy oranına ihtiyaç oluğundan, küçük partilerle pazarlık ve ittifak ihtimali artacaktır. Örneğin,  şu anda iktidar partisi parlamentoda çoğunluğu almış bir parti değil, istediği yasaları çıkarabilmek için 11 milletvekine daha ihtiyacı var ve bunu da uzlaşı ve ittifakla sağlamak durumundadır. Yani Türkiye’de başkanlık sistemi Amerikan sistemi gibi işlemeyecek, küçük partilerin dikkate alınma ihtimali artacak.

Türkiye’de 6 milyon dolayındaki Çerkes, istese 60 milletvekili çıkarabilir. Ama parlamentoya 6 milletvekili bile gönderebilsek, Türkiye’deki Çerkeslerin varlığını ortaya koymuş oluruz. Şimdi parlamentoda olan Çerkes kökenli milletvekilleri,  Çerkeslerin sıkıntılarına çare  olmak üzere Çerkeslerin oyları ile parlamentoya gitmediler. Seçim propagandaları, seçim vaadleri üzerinden yapılır. Şimdiki parlamentoya giren Çerkes milletvekillerinden Çerkeslerin sorunlarının savunulmasını öncelikli bir konu olarak bekleyemeyiz. Ben yine de yeni seçilen Çerkes milletvekillerine yazdığım tebrik mektubunda, onlardan Çerkeslerin sorunları için beklentilerimiz olduğunu dile gitirdim. ÇDP parlamentoda var  olduğunda, diğer partilerdeki Çerkes milletvekillerini de Çerkeslerin sorunları ile ilgilenmeleri konusunda etkileyecektir.

Biz ÇDP olarak çoğulculuğa inanıyoruz Yani, ÇDP yalnızca bir Çerkes partisi değil, Çerkesler gibi kimliği ile tanınmadığını düşünen diğer etnik toplulukların da haklarını savunmak üzere kurulmuş bir parti. Ülkenin yönetiminde tek tipleştirici değil de çoğulcu bir yaklaşım, daha demokratik bir yönetim tarzı gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’de tek tipleştirici bir siyaset  güdülmese idi, ülkenin bugün karşılaştığı sıkıntıların bir kısmı yaşanmazdı.

Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan mutluyuz ama kendi öz kültürümüzü de yaşatmak istiyoruz ve demokrasiden yanayız. Hak, hukuk ve adaletten yanayız.

Türkiye’de etnisiteye  dayalı bir parti kurmaya yasalar uygun değil. Bu nedenle ÇDP, tüzüğünde belirlediğimiz gibi,  Çerkeslerin ve kendilerinin temsil edilmediğini düşünen diğer halkların partisi olarak, çoğulcu demokrasi anlayışı ile kuruldu. Ama partinin Çerkes partisi olarak tanınmasından da rahatsız değiliz.

Bize ‘Neden HDP içinde yer almıyorsunuz, onlar da demokratik hak talep ediyor?’ diye soruyorlar. Bir parti içinde olmak, o partinin tüm çalışma ve eylemlerini onaylamak zorunluğu getirir. Şiddet ve terörü onaylayan yaklaşımlara muhalefet, bu partinin içinde iken mümkün olamaz. Bizim önceliklerimiz ve siyasete bakışımız farklıdır. Bu nedenle bağımsız bir parti olmayı tercih ediyoruz. Parlamentoda hak ve özgürlükler kapsamında demokratik taleplere destek verebiliriz, ancak şiddete destek veremeyiz.

Çerkesler çok dürüst, iyi  huylu, sevilen, başarılı ve bu özellikleri nedeni ile takdir edilen, ‘Aferinlenen’ bir toplum. Kazandığı aferinleri kaybetme korkusu var. Çerkesler demokratik hakları olduğunu ve bunların demokratik yollarla elde edilebileceğine inanmıyorlar. Hakların lütfedildiğini düşünüyor, kaybetmekten korkuyorlar.

Birleşmiş Milletler’in azınlık tanımlamasında, içinde bulunulan toplumdan kimlik ve kültür olarak  farklı olmaya ve  bu farklılıktan dolayı, yok olmamak adına talepkar olmaya vurgu yapılmaktadır. Dolayısıyla Çerkeslerin farklı bir yol izlemesi, demokratik haklarının olduğu bilinci ile  gerekli davranışlarda bulunması gerekiyor.

Çok daha önemli bir konu, toplumumuzun çoğunluğunda kimlik bilinci yok, yani gelecek kaygısı yok. Kimlik bilinci demek geçmişi bilerek, ama gelecekle ilgili bir şeyler istemek, gelecekte  kimlik, dil ve kültür ne olacak endişesi taşımak demek. Bir kimsenin Anadilini bilmesi ve 24 saat Çerkesce konuşması, o kimsede kimlik bilinci olduğunu göstermez.

STK larımız çok önemli.  STK’larımızda görev alan insanlarımız, zamanlarını, emeklerini harcayarak, büyük bir özveri  ile hizmet veriyorlar, asimilasyona karşı durmaya çalışıyorlar. Ama görüldüğü gibi bu çalışmalar yeterli olmuyor, asimilasyon durdurulamıyor. Çağdaş bir ülkede bir kültürün ve kimliğin yok olması kabul edilemez. Devlet kaynaklarını değerlendirmemiz lazım. Cumhuriyetin kuruluşuna simge olmuş isimlerin dörtte üçü Çerkes. İzmir’in işgalinde de, 15 Temmuz’da da ilk ölenler Çerkes. Biz bunları değerlendirebilmeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olarak, tehlike anında canımızı ortaya koymamıza karşılık, barışta da kültürümüzü yaşatmak taleplerinde bulunmanın hakkımız olduğunu kabul etmeli ve bunu yapmalıyız. Bugün Türkiye’de Çerkesce yayın yapan bir devlet TV kanalının olması Çerkes kimliğinin onaylanması demektir. Dolayısı ile bu çok önemli. Bunu israrla talep etmeliyiz.

STK lar ve siyasi parti birbirinin alternatifi değil, birbirlerine sinerji yaratacak kurumlar. Ama partinin özelliği ölçülebilir bir varlık ortaya koyabilme potansiyelidir. Başkasının alacağından eksiltilerek elde edilen sayısal varlık demektir. Bu da siyasi partiyi daha etkileyici kılıyor.

Partimiz hakkında çok dedikodular yapıldı. Sizlerin de kulağına gelme ihtimalini düşünerek bunları da kısaca yanıtlayayım. Partimiz kurulduğundan bu yana partiyi kuranların aidatları ve hemşerilerimizin katkıları ile giderlerini karşılıyor. Hiçbir yerden başkaca maddi bir kaynak gelmedi. Tüm STK’larımıza eşit mesafedeyiz. Herkes ile konuşacağız, konuşmaya başladık. Taleplerinin yüzde doksanı örtüşen bir toplum bu kadar ayrışmış olmamalı. Bunun üzerinde düşünmek ve bu sorunu çözmek gerekiyor. Hedefimiz partiyi büyütmek. Niyetimiz ciddi. Bunu sabırla yapacağız. Tabanımızı genişletmekte kararlıyız. Siyasete yatkın ve gönüllü kişilere devredinceye kadar partimizi yaşatmaya ve  geliştirmeye devam edeceğiz. ‘İğne ile kuyu kazıyorsunuz.’ diyorlar. Kaşık ile tünel kazıp kaçıyorlarsa, biz de iğne ile kuyu kazalım.  Biz kendi üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Emek vereceklere ihtiyacımız var. Gençlerimiz, kadınlarımız katılsın  istiyoruz. Kadınlar, sorumluluk üstlendiklerinde, işi  erkeklerden daha sıkı tutunuyorlar. Tabii ki maddi destek de bekliyoruz. Birlikte iş yapmak kültürüne katkıda bulunmak istiyoruz. Taleplerimiz % 90 örtüşürken, birlikte iş yapamamak akıl alır bir şey değil.

Bugünlerde Rusya’da, yerel cumhuriyetlerin anadillerini ortadan kaldırmaya yönelik bir yasa tasarısı gündemde. Şimdilik ilk oylama yapıldı. Türkiye’deki Çerkes Parlamenterler bu konuda bir şey söylemedi.  Biz Parti olarak  Putin dahil Rusya’da, Kafkasya’da ve Avrupa’da 470 noktaya mektup yazdık. Aslında Rusya Federasyonu Anayasası yöneticilere bu yerel cumhuriyetlerin dillerini yok etmeyi değil, aksine geliştirmeyi görev olarak veriyor. Yeni yasa tasarısının Rusya Anayasasına, evrensel insan haklarına ve doğal hukuka aykırı olduğunu söyledik.

Türkiye’deki tüm STK’larımız bu konuda bir araya gelmeli, birlikte topluca bir yanıt vermeli. Böyle konularda birliktelik sağlanması gerekir. Çerkesler olarak,  bir araya gelerek güç birliği yapamıyor olmamız çok önemli bir sorunumuz. Bu sorunumuzu çözmeliyiz. Anavatanda kötü bir gidiş varsa, insan hakları ihlalleri varsa, diaspora tek vücut olarak tepki vermelidir.

Bu yıl, 2019 da beklediğimiz genel seçimler aniden 2018’e çekilince, seçime girmeme kararı aldık; yalnızca cumhurbaşkanlığı için bir kamuoyu yoklaması anketi yaptık. ‘Cumhurbaşkanı adayı gösterecek olursak, ilçe seçim merkezlerine gidip imza verir misiniz?’ diye sorduk. Ama 100 bin imzaya ulaşamadık. Bu çalışmadan amacımız, farkındalık yaratmak ve hedeflenmiş bir sayısal varlığın ortaya konulmasının öneminine vurgu yapmaktı.

Ben şimdilik sözlerimi burada keseyim. Teşkilatlanmadan sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Günsel Avcı’dan, Finansdan sorumlu MYK üyemiz Emine Sezgin’den, Basın ve İletişimden sorumlu Başkan yardımcımız Erol Karayel’den,  İstanbul İl Başkanımız Ahmet Altunok’tan ve Bahçelievler İlçe Teşkilatı Başkanımız Osman Yavuz’dan partimiz hakkında ilave bilgiler rica edeyim”.

GÜNSEL AVCI: “Bu sıcak yaz gününde bu toplantıya geldiğiniz için sizlere teşekkür ediyoruz. Bizler de bu sıcak yaz gününde İstanbul’dan geldik. Neden biraraya geldik? Çünkü ortak değerlerimiz var, ortak amaçlarımız var. Özgün bir kültürün mirascılarıyız ve bu kültürü yaşatmak konusunda işbirliği yapmak gereğinin idrakındayız.

Ben partimizi tanıtma amacıyla yapmakta olduğumuz çalışmalara değineyim.

STK’larımızı ziyaret ediyoruz. Öncelikle federasyonlarımız ve federasyonlara bağlı olmayan dernek ve vakıflarımızı ziyaret ediyor, yönetim kurulu ve üyeler ile bir araya geliyoruz. Ayrıca, toplumsal sorunlarımıza duyarlı olan, toplumun tanıdığı ve saygı duyduğu kişileri ziyaret ediyoruz. Bu toplantılarda kuruluş amaçlarımızı, yaptıklarımızı, hedeflerimizi, ihtiyaçlarımızı, beklentilerimizi  dile getiriyoruz. Özetle partimizi anlatıyoruz. Düşünceleri öğreniyoruz. Soruları yanıtlıyoruz. Büyümemiz konusunda öneriler alıyoruz. Türkiye’de yaşayan Çerkes nüfusunun gücünü ortaya koymak gerektiğini anlatıyoruz. Hangi ideolojik görüş, hangi dini inanış, hangi kurum ya da üst kurum mensubu olsak da,  Çerkes kimliği ve kültürümüz için bir araya gelmemiz gerektiğini vurgulamaya çalışıyoruz. Baskılarla sindirilmiş ve gelenekleri nedeni ile talepkar olmayan soydaşlarımızı, demokratik hakları talep etme konusunda cesaretlendirmeye çalışıyoruz. Partiye destek olmalarını istiyoruz. Bugün de bu amaçla buradayız. Bütün ziyaretlerimizdeki konuşmaları özenle kayıt altına alıyor, neler konuşuldu, kimler ne sordu, ne yanıt verildi, partimizin websitesinde yayınlıyoruz.

Partiye destek,öncelikle partiye üye olarak olabilir. Bir partinin üye sayısı ne kadar fazla ise, parti o kadar güçlü demektir. Bu aslında STK larımız için de geçerlidir. Özellikle, siyaset, hukuk, uluslararası ilişki tahsili görmüş, siyasete atılmayan hevesli insanlarımızın, gençlerimizin, bayanlarımızın partide aktif görev almalarını istiyoruz. Sizler de bu kişileri tanıyorsanız, lütfen partimize yönlendirin.

Partiye destek, parti hakkında duyulan, öğrenilen bilgilerin,  bulunulan ortamlarda dile getirilmesi ile de olabilir. Böylece partinin tanınması sağlanır, bilinilirliği arttırılmış olur. Örneğin sizler bu toplantıda duyduklarınızı, öğrendiklerinizi, bulunduğunuz başka ortamlarda anlatarak, partimize taraftar sağlayabilirsiniz. Bu partimize, yani partinize, ciddi bir katkı olacaktır.

Tabii partiye maddi katkı da gerekiyor. Hem üye olanların aidatları ve hem de üye olmayanların bağışları ile partinin giderlerini karşılayacak maddi katkı sağlanabilir. Maddi katkılar, sınırlı bütçesi olanların bütçesini sarsmayacak miktarlarda, örneğin ayda 50 – 100 TL olabilir. Bütçesi sınırlı olmayanların kendine yakıştıracağı miktarlarda, örneğin ayda 500 – 1000 TL ya da daha fazla olabilir”.

EMİNE SEZGİN: “Kimlik ve Çerkeslik kaygısı ile bugün buraya gelen herkese selam olsun.

ÇDP kendi kaygıları için yola çıkanların partisi. Mevcut partilerden hiçbirine yakın değil. Ben partinin alacağı oyların topluma nasıl yansıdığına bir örnek ile değinmek istiyorum.

7 Haziran 2015 seçimlerinde ben Kayseri’den bağımsız milletvekili adayı idim. Orada birçok kişi ‘oyum boşa gidecek’ bahane si ile oy vermedi. Önceden yakın olduğu partiye oy verdi. Kayseri’deki STK’ların çoğunluğundan da bir destek görmedim. Tüm bunlara rağmen bir grup fedakar hemşehrimizin desteği ve partimize inanan halkımızdan aldığım 5000 kadar oy Kayseri’deki Çerkesleri görünür kıldı. Bu seçimden önce STK’larımıza ‘Siz ne kadarsınız ki sizin adayınızı listeye koyalım’ diyen iktidar partisi, benim aldığım 5000 oy ile Kayseri’den bir milletvekili kaybedince, erken yapılan Kasım 2015 seçiminde STK’larımıza gelerek‘ adayınızı seçilecek sıradan listeye koyalım’ teklifinde bulundu. STK’lar bir isimde uzlaşı sağlayamayınca, Kocaeli’nde daha önce partinin kadın kollarında çalışmış olan Çerkes Kökenli Hülya Nergis Atçı’yı seçilecek sıradan listeye koydular.  Yani 5000 oy bile Çerkesleri görünür kılabiliyor ise 20-30-40- 50- 100 bin oylar, tüm Türkiye Çerkesleri için ne kadar büyük bir saygınlık sağlayabilir. Bu örneği göz önünde tutarak, el birliği ile çalışmalıyız. ÇDP şemsiyesi altında bir araya gelelim. Birlikte  dik durarak, daha fazlasını elde edelim. Kadınlarımız çok önemli. Biz kadını ile erkeği ile birlikte yaşayan bir toplumuz. Bu partide daha fazla kadın üye olmasını özellikle bekliyoruz”.

EROL KARAYEL: “Hepinizi saygıyla selamlıyorum, hoş geldiniz. Ben de parti yapılanmasının topluma sağlayacağı kazanımlara değineceğim… Bir akademisyenin tespiti var önce onu hatırlatmak istiyorum. Diyor ki, dünyanın her yerinde, azınlık olanlar kendilerini çevreye konumlandırır ve merkezden birtakım haklar isterler. Yani merkezle çevre arasındaki klasik çelişkiyi yaşarlar. Ancak Çerkesler bundan istisnadır. Çerkesler hangi ülkede olurlarsa  olsunlar, gidip doğrudan merkeze yerleşirler ve kendi değerlerini hiç seslendirmeden çevreye karşı merkezin değerlerini savunurlar.  Türkiye’de  sarayda da bulunmuşlar, pek çok önemli idari görevler de üstlenmişler, bürokraside de yer almışlar ama hep bulundukları yerlerin değerlerini savunmuşlardır.

İşte partimiz ÇDP bu yapısallık kazanmış geleneğin dışına çıkıyor ve kimlik sorunlarını dert ediniyor. ÇDP kendini çevreye konumlandırmış olup,  merkezden hak talep etmektedir. Merkezdeki soydaşlarımızı da partiye, yani çevreye ve mücadeleye davet etmektedir.

Bizim toplumumuz mevcut haliyle kendinden vazgeçmiş bir toplum görüntüsü veriyor. Varlığını devam ettirmek için bilinçli bir gayretin içinde değil maalesef. Dil bilenlerin çok azalması, çocuklara dil ve kültürün aktarılamıyor olması bunun en bariz göstergesidir. Önümüzde bir yol var: devlet imkanları ile dilimizi ve kültürümüzü yaşatacak vasatın sağlanması. Yani önce değerlerimizi siyasetin fanusu altına taşıyarak yasal güvence altına almalıyız. Bu da ancak siyasallaşarak, siyasi mücadele vererek olur ki, partimiz bunun en önemli vasıtasıdır.

Siyasallaşmada önümüzde bir Aleviler örneği var. Aleviler, 1966 yılında emekli bir general önderliğinde Birlik Partisi (BP)’ni kurdular. Birlik Partisi bir Alevi partisiydi ve mezhep siyaseti yaptı. Partinin kurulduğu dönemlerde ve öncesinde Aleviler üzerinde ciddi bir baskı, dışlama vardı ve çok yerde kimliklerini gizliyorlardı. BP, Hacıbektaşı Veli derneklerindeki Alevi Dedelerinin desteğini alarak 1969 seçimlerinde 8 milletvekili çıkarttı. Bu siyasi çıkış Alevilere ciddi bir özgüven sağladı.  Uzatmadan söyleyeyim, daha sonra Mustafa Timisi isminde bir üye partinin başına geçti ve o günlerde yükselen sol akımlara öykünerek onlara partide yer açma sevdasıyla farklı politikalara yöneldi. Ancak bu girişimi onaylamayan Alevi dedelerinin ayrılmasıyla parti gücünü yitirdi. Sonradan adını Türkiye Birlik Partisi’ne çeviren bu siyasi yapı 1980 ihtilaline kadar varlığını ve siyasi faaliyetlerini sürdürdü. Yaklaşık 15 senelik bu dönemde ciddi bir Alevi nüfus TBP bünyesinde siyasallaştı. 12 Eylül sonrasında siyaset yeniden yapılanırken de Aleviler CHP çizgisinde yoğun olarak siyasete dahil oldular ve bugün gelinen noktada genel başkan dahil CHP teşkilat yönetimlerinin % 70’ini Aleviler oluşturur hale geldiler. Peki bu ne kazandırdı? Parti üzerinden yerel yönetimlerde görevler aldılar. 12 Eylül sonrası, çoğu yerel yönetimlerin imkanlarıyla olmak üzere yapılan 1500 kadar Cem Evini işte oluşturdukları bu siyasi güçle elde ettiler.

Şimdi biz Alevilerden 50 yıl sonra benzer bir yolda ve siyasette sıfır noktasındayız. Kamuoyunda bırakın sorunlarımızı, Çerkes kızı, Çerkes tavuğu dışında bilinen bir şeyimiz yok. Sesimize kulak verilmesi için, sorunlarımızla birlikte kendimizi sayısal olarak ortaya koymalıyız. Siyasi kadrolarımızı oluşturmalıyız. Uzun ince bir yolun çok başındayız; görüyorsunuz kendimizi başkalarına değil, kendi toplumumuza anlatmaya, onları ikna etmeye çalışıyoruz. Ancak hedefimiz bu değil tabii, kendimizi ve sorunlarımızı toplumun tüm kesimlerine anlatmak zorundayız. Fakat ulusal medya bizlerle ilgilenmiyor; çünkü onların aradığı türden haber değeri taşımıyoruz. O zaman eldeki imkânlarla kendimizi anlatmaya çalışacağız. Kullanabileceğimiz en kolay medya aracı sosyal medya. Bunun için ‘Çoğulcu TV’ adı ile internet üzerinden yayın yapacak yeni bir IP TV kanalı açtık. Birkaç aydır test yayınındayız. Stüdyomuz hazırlanıyor, yakında özgün programlar yapıp, düşüncelerimizi de inşallah buradan kamuoyuna aktaracağız.

AHMET ALTINOK: “Salonlar düğün dernek olunca, daha kolay doluyor. Onlara kıyasla bugün biraz az gibi görünsek de böyle bir program için başarılı bir takipçi grubu var. Nasır Beye bu programı organize etmedeki gayreti  için teşekkür ediyoruz.

7 Haziran 2015 seçiminde İstanbul 3. Bölgeden bağımsız milletvekili adayı olan Kurucu Parti başkanımız Kenan Kaplan oy miktarını az bularak canı sıkılmış ve ‘Partiyi kapatalım’ demişti.  Ben de  ‘Çoğulcu Demokrasi Partisi’ni bildiği halde oy vermeyenler utansın,  bizim utanacak bir nedenimiz yok’ demiştim.

Biliyoruz ki, pek çok kişi ‘bu parti iktidar olmaz, oyum zayi olmasın’ diyerek oy vermiyorlar.  Ama biz bu parti’yi iktidar olmak için kurmadık ki. Amaç millervekili olmak olsaydı, Günsel Hanım, Emine Hanım herhangi bir başka partiden milletvekili olabilirlerdi ve bunun için fırsatları vardı.

Bu yıl Mayıs ayında Birleşik Kafkasya Cumhuriyeti’nin 100. yılı münasebetiyle İstanbul’da düzenlenen  sempozyuma Kabardey Balkar Cumhuriyeti’nden konuşmacı olarak gelen Merzey Aslanbek’e  ‘ÇDP’den haberiniz var mı?’ diye sorduğumda, ’Olmaz mı, bu parti bize anavatanda ciddi moral kaynağı  oluyor’ diye cevap verdi. Parti’nin böyle dış yansımaları olduğunu da göz ardı etmeyelim.

Ben izleyicilerinde  konuşma fırsatı bulması için sözümü burada bitiriyorum. Teşekkür ederim.

SERVET ÖZTÜRK: ”Bizim ötekileştirme, çekememe gibi sorunlarımız da var. Şimdi Danef TV varken, neden bir başka TV kanalına ihtiyaç duydunuz?”

EROL KARAYEL: “Danef TV yi çok değerli arkadaşlarımız açtı ve başarıyla çalıştırıyorlar. Ama Danef TV’ nin kuruluş amacı da, yayın dili de farklı. O sadece Adigece yayın yapıyor. Yanı sıra bizim sadece Abazaca yayın yapan bir de APRA TV kanalımız da var.  Ama Çoğulcu Tv bunlara alternatif değil. Misyonu farklı. Çoğulcu TV esas olarak Türkçe yayın yapacak. Herkesle konuşacak ve herkesi de konuşturacak. Kimseden rol çalmayacak, kimseyle de yarış etmeyecek. Bu konuda müsterih olun.

CEMİLE YİĞİTTÜRK : “ Sizi tanıdığıma çok memnun oldum. Birlikte çalışabileceğimizi düşünüyorum. Kendimizi iyi tanıtmalı bu konuda birbirimizi motive etmeliyiz. Buraya katılan her bir kişi, partiyi bir kişiye anlatsa, o bile ciddi bir katkı olur. Ben çalışmalara destek olacağım.

AYDIN İLHAN : ”Bu toplantı çok güzel oldu. Tekrarını Kafsiad’da yapalım isterim”.

İSA ÖZKAN:” Yardımcı olmak isteriz”.

SEZAİ ŞAFAK: “STK larda enerjimiz düştü. Siyasi parti farklı bir kulvar. Çerkesler olarak ciddi bir silkelenmeye ihtiyacımız var.  Dili çocuklara çok az aktarabildik. Çok acil önlemler almalıyız”.

FARUK ARSLANDOK: ”Bunu derken bütün kurumları da yapıcı bir şekilde sorgulamak lazım. Mesela Dünya Çerkes Birliği’nin varlığı ile Kafkasya’daki Çerkeslerin durumu iyiye mi gitti, kötüye mi gitti? Bunu bir ortaya koymak lazım. Kurumlar ne işler yaptıklarını ortaya koymalı.  Tabii tabanın da sorumlulukları var, taban da otokritik yapmalı. Toplumun bizzat kendisi STK’ların performansını değerlendirmeli; bunu yapmaz ise, toplum da vebal altındadır.

ÖMER GÜNAY: “ Değerli bir hareket,  zor bir görev.  Nasır’a teşekkür ediyorum.  İnşallah toplum sizi doğru anlar. Türkiye’deki algı nasıl olacak bunun da hesabını yapmak lazım. ‘Çerkes hareketi” denilince acaba yanlış algılanır mı?’

 MEHMET YILDIZ : “ Biz Çerkeslerin sorunları  siyasi mi,  kültürel mi? Bunun cevabını bulmalıyız. Siyasi ise, o zaman siyaset yapmalıyız”.

SAİT ÇAPAR: “Tüzüğünüzü  okudum. Çok güzel açıklamalar var. Çerkesler için yapılması gereken her şeyi anlatıyor.  İnsan hakları, kültür, eğitim… Bunlara değer verenlerin sizlere oy vermesi lazım. STK’ların tüzükleri de aynı fakat sorun çözmede farklı  yöntem seçiyorlar.

HDP ile bizim parti’nin arasında benzerlik yok. Biz  cumhuriyetin kuruluşundan itibaren devlete sahip çıktık.

Acaba seçmen neler bekliyor bunu araştırmak lazım.

ÇDP  yeni, işiniz zor, çok çalışmalısınız. Yürek isteyen bir iş, yüreğinize sağlık diyorum”.

TİMUR KAPLAN: “Ben Kayseri’de siyaset yaptım. ‘Oy boşa gitmesin’ diye kendi kimliğine sahip çıkma yönünde oy kullanılmaması yanlış. Gücü ortaya koymak bakımından bir oy bile değerlidir, hiçbir oy boşa gitmez. Bu bilinçte olunmalı.”

 FERİDUN AKÇAY: “Kentimize  hoş geldiniz . Partinin amaçlarını bilmiyordum,  Ahmet Altunok’un davetiyle katıldım. Tüzüğünüzü beğendim. Keşke şimdiye kadar sosyal medyadan takip edebilseydim.  14.500 oy almış ve 20 sıraya gelmiş bir parti. Başarılı bir parti sayılır.  İyi ki bu toplantıya gelmişim.  Ben devlet memuruyum partinize üye  olamam ama eşimi üye yapacağım.

Belki bugün sayınız az ama çok değerli insanlar  görüyorum. Günsel Hanımı, Erol Beyi önceden tanıyorum. Parti bizim değerlerimizi ülkeye taşıyacaktır. Rusya’daki yasa taslağı için 470 mektup yazmışsınız.  Sizi tebrik ediyor, teşekkür ediyorum.  Ayrıca, Rusya yetkililerinden randevu alıp da  görüşmeyi düşünmez misiniz?”

FARUK ARSLANDOK: ”Rusya Federasyonu Büyükelçiliği’nden randevu talebinde bulunduk. Bekliyoruz. Dil konusunun öneminden dolayı görüşme konusunu yalnızca dil yasası olarak ilettik.”

ZEHRA AKÇAY: “Ben de Partiye üye olacağımı burada beyan ediyorum”.

NASIR YILDIZ: “Bugün Bursa’da bir devrim oldu dersem abartı sanmayın. Sadece cep telefonuyla haberleşme ile bir araya geldik. Bu içerikte bir toplantı için bu kadar insanın bir araya gelmesi şehrimiz için büyük bir başarıdır. Katılan herkese teşekkür ediyorum.”

FARUK ARSLANDOK:  “Çok başarılı bir toplantı oldu. Hepinize çok teşekkür ediyorum.”

2164total visits,5visits today

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir